
Akşehir,
Konya ilinin bir ilçesidir. Nasrettin Hoca'nın türbesi bu ilçede bulunur.
İlçe
yüzölçümü 1442 km²’dir. Denizden yüksekliği 1050 m’dir. Güneybatı kesiminde yer alan Konya iline bağlı
Akşehir ilçesi, Konya-Afyon karayolu üzerinde olup Konya iline
Tarih
boyunca hep önemli bir yerleşim, ticaret, kültür merkezi olan Akşehir'e ait ilk
arkeolojik bulgular Neolitik Dönem'e kadar uzanıyor. Etiler zamanında
Akşehir'in adı THYMBRİON'dur. Zamanla Frigoya egemenliğine daha sonra Anadolu'da egemenlik kuran Lidyalılar'ın yönetiminde kalan Akşehir'in önemi daha da
artmıştır. "Krallar Yolu" Akşehir'den geçmektedir. Akşehir, İ.Ö. III.
yüzyılda, PHİLOMELİUM "Bal Sevenler" adıyla anılmaya başlanmıştır. Pers
ve Helenistik dönemlerden sonra kent, Roma daha sonra da Bizans egemenliğine
geçer.

Araplar
Akşehir'i, beyaz çiçek açmış elma ve erik ağaçlarının görüntüsünden dolayı
"Belde-i Beyza" (Beyaz Şehir) olarak anmışlardır. Ancak sonra
Anadolu'ya yayılan Türkler, Kutalmışoğlu Süleyman Şah
komutasında kenti almışlardır. Haçlı Seferleri, Selçuklu taht kavgaları, Moğol
istilası sıralarında sürekli savaşlar yaşayan Akşehir (Akşar)
büyük yıkımlar yaşamak zorunda kalmıştır. 1381 yılında Padişah Murat Hüdavendigâr'a satılarak Osmanlı egemenliğine girerse de Y.
Beyazit'in Timur'a yenilmesi ile Moğollar'ın,
Fetret döneminden sonra Karamanoğulları'nın eline
geçer. Nihayet Fatih Sultan Mehmet 1467 yılında Akşehir'i fethederek Osmanlı
topraklarına katar. 19. YY. sonlarında Akşehir’de Kaymakanlık
yapan Bereketzade İsmail Hakkı’nın Hatıralarında
verdiği bilgilere göre; Akşehir’in çevre kasabalarıyla birlikte 100.000'den
fazla nüfusu vardır. Türkler, Yörükler, Kürtler, Ermeniler, Rumlar vd. diğer milliyetlerden insanların birarada
yaşadığı sosyal ve ekonomik bakımdan canlı, bir merkezî yerleşme birimidir.
Ayrıca İlçenin sınırları içinde bulunan Karahüyük
Kasabasında Mevlana'nın kızının da mezarı bulunmaktadır.
Kurtuluş
Savaşı'nın dönüm noktası Sakarya Meydan Muharebesi'nden sonra, 18 Kasım 1921
tarihinden itibaren Garp (Batı) cephesi karargahı
Akşehir'e yerleşir. Kumandan İsmet (İnönü) Paşa TBMM'den ve Başkomutan Mustafa
Kemal Paşa'dan aldığı emirlerle "Büyük Taarruz"un hazırlıklarını 9 ay
boyunca Akşehir'de yapar. Akşehir, bir anlamda sinesinde Büyük Taarruz'u doğuma
hazırlar. M. Kemal Paşa'nın da katılımıyla son hazırlıklar tamamlanır ve 24
Ağustos 1922 tarihinde, Batı Cephesi Karargahı ve
bağlı kuvvetlerimiz Büyük Taarruz için Akşehir'den Afyon'a doğru hareket
ederler. Ünlü yazarımız, hemşehrimiz merhum Tarık
Buğra, Küçük Ağa romanında işte o günlerin Akşehir'ini anlatmıştır. 24 Ağustos
her yıl Akşehir
Onur Günü olarak coşkuyla kutlanır. En büyük ve tanınmış beldesi;
vişne ,elma ve özellikle yaş sebzesi ile ünlü olan Karahüyük
Kasabası dır.Ayrıca dünya'da NAPOLYON KİRAZI
olarak da bilinen kirazı da meşhurdur...Özellikle İngiltere kraliçesi bu kiraza
bayılır(bir rivayete göre).bu kirazla ilgili meşhur bir sözde...
(akşehirde yaşayanlar söyler...Türkiye'de
sadece Akşehirde yaşayanlar yiyebilir bu meyveyi-dünya'dada sadece İngiltere Kraliçesi)...
Bu ilçede
bulunan Nasreddin Hocanın maya çaldığı Akşehir Gölü
ve bugün hemen hemen kurumuş olan göl, Türkiye'nin 5.
büyük gölüdür. (353 km²)
Nasreddin Hoca
Etkinlikleri 5-10 Temmuz
Her yıl
düzenli olarak gerçekleştirilen etkinliklere, Türkiye'nin çeşitli yörelerinden
sanatçılar, yazarlar, bilim adamları ve basın mensupları katılmaktadır. 4
Temmuz günü İstanbul Haydarpaşa'dan yola çıkan "Gülmece Treni" 5
Temmuz'da başlayan etkinliklerin önemli bir parçasıdır. Gülmece Treninin
karşılanması ile şenliklere başlanır, Nasreddin
Hocayı temsilen canlandıran sanatçı karşılanır. (2007
- Kadir Çöpdemir)